Bu kitap öncelikle, yapay zekâ kavramının hakikatine ulaşmayı hedeflemektedir. Bu çerçevede, popüler kültürde ütopyadan distopyaya uzanan geniş bir yelpazedeki yanıltıcı yapay zekâ tanımlarına mesafe koymakta; bu doğrultuda, yapay zekânın teknik boyutuna geniş yer vermektedir.
Kitap bu yaklaşımla yapay zekânın gerçekçi bir fotoğrafını çektikten sonra, yapay zekânın, günlük yaşamlarımızın bir parçası haline geldiği ve otomasyon düzeyinin her gün artmakta olduğu olgusu ışığında, karşımıza çıkabilecek hukuki sorunlar için somut, ayakları yere basan ve icra edilebilir bir çözüm arayışına girmektedir. Bu arayışta yaygın yaklaşımdan farklı olarak, yapay zekânın devlet tarafından nasıl regüle edilmesi gerektiği sorusu yerine, yapay zekâya hukuki kişilik statüsünün tanınmasının gerekip gerekmediği ve gerekiyorsa nasıl bir kişilik statüsünün tanınmasının uygun olacağı sorularına yanıt aranmaktadır.
Kitap, bu sorulara yanıt sunarken, hukuk kurallarının genel ve soyut olması ilkesi ile teknolojinin değişim hızını da göz önünde bulundurmakta; bugün için geliştirme aşamasında olan kuantum ya da nöromorfik bilgisayarları dahi kapsamayı hedefleyen bir yaklaşım sunmaktadır. Bu yaklaşım ile kitap, sui generis bir öge olan yapay zekâ ve benzeri teknolojiler için teknolojik kişi statüsü önerisinde bulunarak ve bu önerinin nasıl gerçekleştirilebileceğine ilişkin bir yol haritası çizerek sonuçlanmaktadır.