Gerçek artık çıplak haliyle karşımıza çıkmıyor.Görüntüler, manşetler, haritalar ve lider konuşmaları; yaşananları anlatmaktan çok, onu nasıl anlamamız gerektiğinifısıldıyor.Bu çalışma, çağdaş kriz ve savaşların yalnızca askeri ya da diplomatik değil, aynı zamanda söylemsel bir mücadelealanı olduğunu gösteriyor. 11 Eylül saldırılarından Irak’ın işgaline, Arap Baharı’ndan Brexit’e, Ukrayna savaşındanGazze’ye uzanan örnekler üzerinden; Batı medyasının, uluslararası aktörlerin ve siyasal elitlerin ürettiği dilin şiddetinasıl meşrulaştırdığını, işgali hangi kavramlarla görünmez kıldığını ve hakikatin nasıl parçalanarak yenidenkurulduğunu inceliyor.Empati çağrıları, tarihsel travmalar, güvenlik söylemleri ve seçici sessizlikler…Okur, bu sayfalarda savaşın yalnızca cephede değil, algı dünyasında da kazanıldığını fark edecek ve hakikatdediğimiz şeyin, kim tarafından hangi amaçla nasıl kurulduğunu daha berrak görecek.