Uyuşmazlıkların makul sürede sonuçlandırılamaması nedeni ile talepte bulunanın yargılamanın sonunda elde edeceği hukuki menfaate kavuşmasının gecikmesi, geçici hukuki koruma tedbirlerine başvuruyu zorunlu kılmaktadır. Mal rejiminin tasfiyesi davalarında başvurulabilecek geçici hukuki koruma tedbirlerine yönelik doktrinde ve yargı kararlarında bir görüş birliği bulunmamakta ve durum uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.
Çalışmada aile hukukunun tartışmalı alanlarından biri olan mal rejiminin tasfiyesi süreci, medeni usul hukuku ve icra ve iflas hukuku bağlamında ele alınmıştır. İlk derece mahkemeleri, Bölge Adliye Mahkemeleri ve Yargıtay ilgili daireleri tarafından verilen kararlar tasnif edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesi davalarında dava konusu edilen alacağın hukuki niteliğinden yola çıkılarak geçici hukuki korumalara ve mal rejiminin tasfiyesine hâkim olan ilkeler değerlendirilmiş ve ihtiyati tedbir ile ihtiyati haczin arasındaki farklar üzerinden mal rejiminin tasfiyesi davalarında uygulanması gereken geçici hukuki korumanın türü hakkında belirlemeler yapılmıştır.