İbnü’l-Arabî sadece İslam düşünce tarihinin değil, insanlık tarihinin yetiştirdiği en büyükbirkaç düşünürden birisidir. Onun düşüncesinin büyüklüğü ve geçerliliğinin temelinde, dahasonra vahdet-i vücûd olarak bilinen anlayışıyla Tanrı ve insan hakkındaki konuşma arasındakurduğu irtibat bulunur. İbnü’l Arabî’ye göre Tanrı’dan söz etmek Tanrı’nın isimlerini taşıyaninsandan söz etmeyi gerekli kılar. İnsanın bireysellik ve kemâli ise Tanrı ile tamamlanır,Tanrı’da insan gerçek anlamını bulur. Bütün küçük büyük parçalarıyla âlem ise insanın ülkesi,insan ile anlamını bulan ve mamur hale gelen insanın evidir.İbnü’l-Arabî’nin eserleri birbirine doğru açılan nehirler-derya benzetmesiyle ilişkilendirilebilir.Fütühât-ı Mekkiyye büyük derya iken ona doğru giden veya onun bazı bahislerine odaklananmetinler bu deryadan taşan nehirlerdir. Elinizdeki iki küçük risâle bu yönüyle büyükdüşünürün büyük deryanın bazı sorunlarına odaklanan iki kitabıdır. İnşaü’d-devâir yanidevrelerin inşa edilmesi ve cetvellerin çizilmesi âlemin yaratılışını izah eder. Ukletü’l-müstevfiz ise talibin sorduğu soruları dikkate alarak yine benzer bahisleri açıklar. İbnü’l-Arabî’nin düşüncesinin özel bazı konularını ele alan bu iki risale, vahdet-i vücûdu anlamak isteyen okur için küçük fakat verimli iki metin olacaktır.