Nil’i tanıdığımda henüz süt dişleri vardı ağzında. Mersin Devlet Opera ve Balesi Çocuk Korosu’na küçük kardeşi ile gelen, müthiş koruyucu, duyarlı, sevecen bir ablaydı o yaşında. Bir çocuk için taşıdığı en büyük zenginliğin ailesi olduğunun gerçek bir kanıtıydı.Carmina Burana’da sanatçı çocuklar içinde yer aldı.Görev ve sorumluluk algısı o kadar yüksekti ve sahneye öylesine yakışıyordu ki, koronun önemli elemanlarındandı.Düş dünyası zengindi, sohbetleri keyifli ve şiirseldi. Öyküleri de bu özelliklerini yansıtıyor. Ailesi ona pek çok alanda gelişim seçenekleri sundu.Konservatuvara da gitti. Meslek seçimi kendisine bırakılmış, özgür ve özgün, ne istediğini bilen genç bir yetişkine dönüşeceğini biliyorum.Geçmişine tanık olduğu çocukların geleceği hakkında tahminde bulunmak da bir öğretmenin meslek sırrı olsun. Nil çok şanslı, çünkü gerçekten harika bir ailesi ve hapsedilmemiş düşleri var. Bu düşlerden ileride daha nice kitaplar çıkacağına inanıyorum.Yolu açık olsun…