Şehir üç gündür yanıyor.Fakat yanan yalnızca binalar, sokaklar ya da duvarlara yazılmış kelimeler değildir. Bir ülkenin geleceğe duyduğu inanç, gençlerin değiştirmek istediği dünya, insanların birbirine duyduğu güven ve herkesin kendi içinde sakladığı geçmiş de bu yangının içindedir.Kemal, çocukluğundan beri taşıdığı korkuyla vicdanı arasında sıkışmıştır. Yasemin, aşkın ve mücadelenin aynı insanda nasıl yan yana yaşayabileceğini anlamaya çalışır. Murat, düşünceleriyle hayatı arasındaki uçurumun kıyısında bekler. Selim ise gördüklerini kelimelere dönüştürürken hakikatin her anlatılışta biraz daha değiştiğini fark eder.Ulus’tan Kızılay’a, Hacı Bayram’dan Cebeci’ye uzanan Ankara; bu romanda yalnızca olayların geçtiği bir şehir değil, yaşayan, hatırlayan ve insanlarının kaderine karışan bir karakterdir.Şehir Hâlâ Yanıyor, siyasal çalkantıların gölgesinde aşkı, ihaneti, korkuyu ve sorumluluğu anlatırken insanı temel bir soruyla karşı karşıya bırakıyor:Bazı yangınlar söner.Bazılarıysa insanlar sustukça yanmaya devam eder.