Yargılamaların uzun sürdüğü, enflasyonun yüksek, temerrüt faizinin ise düşük olduğu bir sistemde para alacaklısının zararını faizle karşılaması mümkün değildir. Bunu öngören kanun koyucu, alacaklının bu mağduriyetini gidermek üzere TBK 122'de munzam (aşkın) zarar kuralını düzenleyerek faiz dışında ek (munzam) bir tazminat imkânı getirmiştir. Fakat bir kuralın kanunda yer alması kadar amacına uygun şekilde uygulanması da önem arz etmektedir.
Yargıtay'ın munzam zarar davalarında somut ispat arayan içtihadında ısrar etmesi munzam zarar kuralını etkisizleştirmektedir. Benzer bir gerekçeyle Anayasa Mahkemesi bu hususta Yargıtay uygulamasının hak ihlali teşkil ettiği yönünde kararlar vermiş ve bundan etkilenen bazı Yargıtay daireleri içtihatlarını değiştirmişlerdir. Bununla birlikte, Yargıtay'ın daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığı son yıllarda bariz biçimde ortaya çıkmış olup bu içtihat uyuşmazlığı çok sayıda alacaklının mağduriyetine sebep olmaya devam etmektedir.
Bu çalışmamızda; munzam zarar davasının şartları ve özellikleri üzerinde durulmuş, dava sürecine ilişkin dikkat edilmesi gereken noktalara ve bazı stratejik önerilere yer verilmiş, güncel içtihat ve mevzuat gelişmeleri derlenerek, kolay anlaşılır bir formatla okuyucuya sunulmaya çalışılmıştır.