Türkiye'nin yoksul Asya ve zengin Avrupa arasında köprü, yani transit ülke olması nedeniyle yıllardır Türkiye üzerinden bu ülkelere göçmen kaçakçılığı yapılmaktadır. Organize suç örgütleri tarafından ilkel koşullar altında ve çoğu zaman göçmenlerin ölümü veya yaralanmasıyla sonuçlanan göçmen kaçakçılığıyla mücadele, uluslararası hukuk kadar iç hukuk yönünden de önem taşımaktadır. Bu nedenle Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, çok sayıda uluslararası örgüt bu sorunla ilgilenmiş ve bazı uluslararası belgeler oluşturulmuştur, tavsiye kararları alınmıştır.
Eserin bu baskısında öne çıkarılmak istenen konu, ülkede hukuka aykırı şekilde bulunan göçmenlerin istihdamı nedeniyle işverenler hakkında göçmen kaçakçılığı suçlamasıyla açılan kamu davalarıdır. Genellikle mahkumiyetle sonuçlanan bu davalarda Yargıtay'ın son yıllardaki içtihadı, geçici koruma altındaki Suriye vatandaşlarının bu suçun konusunu oluşturamayacağı, bunun dışındaki düzensiz göçmenler bakımından ise suçun unsurlarının gerçekleştiği yönündedir. Kitapta bu içtihatlar için ayrı bir başlık açılarak, hem konu yönünden hem de manevi unsur yönünden işverenlerin durumuna yer verilmiş, zaten kayıtdışı istihdam idari yaptırımlarla cezalandırılmaktayken ceza hukukunun bu alana müdahalesinin gerekli olup olmadığı irdelenmiştir.
Diğer yandan ilk kez 2019 yılında 18.CD. tarafından geliştirilen ve önceki basıda yer verilen geçici koruma statüsü altındaki Suriyelilerin ülkede kalmaya imkan sağlama seçimlik hareketi yönünden göçmen kaçakçılığı suçunun konusunu oluşturmayacakları dair içtihadı, 4.CD de devam ettirmektedir. Metin içerisinde bu içtihatlar ile diğer ülke vatandaşlarının durumu değerlendirilmiştir.