"Ceza muhakemesi çoğu zaman ‘sonuca' yürüyen bir süreç gibi görünür; oysa onu adil kılan şey, yolun kendisidir: Usul. Dijitalleşme bu yolu kısaltabilir, erişimi artırabilir; fakat aynı anda yeni eşikler, yeni kör noktalar ve yeni kırılganlıklar da üretebilir. Bu kitap, dijital dönüşümü bir kazanım listesi ya da teknik ilerleme anlatısı olarak değil, ölçü ve sınır sorusu olarak ele almakta ; kesin hükümler vermekten çok, ilkelerle teknolojinin temas ettiği yerde ortaya çıkan anlam kaymalarını dikkatle izlemeyi amaçlamaktadır.
Eserde önce dijital ceza muhakemesinin kavramsal zemini kurularak ; tarihsel gelişim çizgisi ve mukayeseli hukuk görünümüyle tartışmanın bağlamı genişletilmektedir. Ardından ceza muhakemesinin temel ilkeleri ve güvenceleri, dijital uygulamaların hız, verimlilik ve güvenlik iddiaları karşısında hangi noktalarda güçlendiği, hangi noktalarda yeniden düşünülmesi gerektiği bakımından değerlendirmektedir. Son kısımda ise savunma hakkı, dijital dönüşümün pratik sonuçları içinde, salt teorik bir kabul olmaktan ziyade fiilen işletilmesi gereken bir güvence olarak ele alınarak; yargılamanın denetlenebilirliği ve izlenebilirliği, insan denetimi, mahremiyet ve veri koruması gibi ölçütlerle kesiştiği noktalar üzerinden değerlendirmektedir.