MÖ 2. binyılda Mezopotamya’nın kadim bilgeliği ile Doğu Akdeniz ticaret ağlarını birleştiren Ugarit, hiç şüphesiz kendine özgü bir kimliğe sahiptir. Mısır ve Hitit gibi büyük imparatorlukların gölgesinde yeşeren bu eşsiz liman kenti, sadece bir yerleşim yerideğil aynı zamanda ticaretin ve diplomasinin anahtarı niteliğinde Doğu Akdeniz’in parlayan incisiydi.Türkçe literatürdeki büyük bir boşluğu dolduran bu eser, Ugarit’i “stratejik konumu ve ticari önemi olan bir kent” şeklindeki dar perspektiften ziyade onu tüm toplumsal katmanlarıyla analiz ediyor. Çok dilli çivi yazılı tabletlerden elde edilen bilgiler ışığındatitizlikle hazırlanan bu çalışma, ülkedeki krallık yönetiminden metalürjideki ustalığa, tüccarların kurduğu devasa küresel ağlardan sıradan insanların günlük yaşamına kadar uzanan genişlikte ilgi çekici bilgiler içeriyor.