cebinde suskun bir sustalı kendi sustalısı bir ayna bir mendil bir mektup başkasına ölümle dans etmeye eğilimli akşam olsun da bakalım nereye gider bu rotasız tren nereye gider gecenin karanlığında gövdesiz bir rüyadır ışıklara bakıyor parlasın diye ansızın avucunun içinde çekecek sustalıyı şak diye beklerken bir ağaçtan dal yontacak mektup kimden kime