"Serpintili yağmur ve sert rüzgar altında sadaret landosu Bab-ı Hümayun'dan dörtnala girdi.
Ayasofya müezzinleri akşam ezanını okuyordu; Haydin kurtuluşa!... Kurtulabilecek miydi acaba? Daha üç saat evvel çıktığı kapıdan tekrar girerken içindeki duygular karmakarışıktı. Cuma selamlığından sonra Sultan Mahmut Hazretleri başının ağrıdığından şikayetle bir parça istirahat edeceğini söylemiş, o da Paşakapısı'na dönmüştü. Padişahı düşündü. Zavallı adam, tek başına bir ülkeyi ayakta tutmaya çalışıyordu. Mektepler açtırıyor, ıslahatlar yaptırıyor, ülkeyi kalkındırmaya çalışıyordu. Ama zaman, mutsuz insanlar zamanıydı. Halkı fikren çatlamış, herkes birbirine çemkirir olmuştu. Devlet aleyhine çalışan
şer şebekeleri her yandaydı. Yüzyıllarca ülkenin şanı ve şerefi olmuş Hacı Bektaş'ın kutsal kazanı yine devrilmiş, ordu ile millet karşı karşıya gelmişti."
1826 sonbaharının puslu günleri. Zindanda bir müderris, arastada bir mücellit, Kapalıçarşı'da bir elmastıraş. Sarayın en değerli mücevherini çalmaları gerekiyor. Bir cündiye ihtiyaçları var, bir de hırsıza.
Peki ya hırsız aşık ise?!..
Nefesler kesen bir macera; İskender Pala'nın her zamanki yetkin kaleminden.
| Yazar | İskender Pala |
| Kapak | Ciltsiz |
| Sayfa Sayısı | 224 |






















