1870’lerin payitahtı…İhtişam ile çürümenin, sadakat ile isyanın aynı gölgede yürüdüğü bir zaman.Kırım Harbi’nde şehit düşen bir bahriye yüzbaşısının oğlu; Mehmed Said, çocuk yaşta kaybettiği babasının izindengiderek zabit olur. Yetimliğin, yoksulluğun ve devlet borcunun ağırlığıyla büyüyen bu genç mülazım; bir yandanİstanbul’un kalbinde değişen düzeni, artan göçleri, sürgünleri ve yangınları seyrederken, diğer yandan kendikaderine doğru yürümektedir.Dolmabahçe rıhtımında Şeyh Şamil’in karşılanışı, Taşkışla’daki askerî hayat, Karaköy’ün çok uluslu kalabalığı,Hocapaşa’nın dar sokakları…Bir imparatorluğun nabzı atarken, Mehmed Said için asıl imtihan henüz başlamamıştır.Aşkın sükûnetiyle devletin ateşi arasında kalan bir yürek…Ve tarihin, bazılarını gerçekten ölüme koşturduğu bir çağ.