Leyla, İstanbul’un sürgünü, kaçağı, aşkı. Omasumiyet ve cesaret… O hassasiyet ve gizli denge…Savaşın tozu toprağında parlayan bir ışık…Bağdat’ın ateşinde doğup İstanbul’un denizinde canbulan ve sonra sürgüne düşen gerçek bir yaşam hikâyesinetanıklık edeceksiniz Mürsel Acay’ın dilinden.Kimi zaman hüzünleneceğiniz, kimi zamandüşüncelere dalacağınız gerçek bir hikâyeye hoş geldin.“Değerli gazeteci arkadaşım Mürsel Acay, enimkânsız durumların bile bir umut taşıdığı gerçeğini bizehatırlatan özel bir yapıta imza atmış. Savaşların içinde insanolmanın en sancılı hallerini gözlemleyen bir gazeteci, birönceki kitabında hayatın başka bir yüzünü göstermiş ve bizekaranlıkların içinde yeşeren aşktan bahsetmişti.Akıcı üslubu ile cümlelerin içine çekildiğimiz bukitapta, halen insan olmanın ve hissedebilmenin garipsevincini yaşıyoruz. En karanlık görünen anların bile,kalplerinde ışığı saklayan insanlar için mucizelerle doluolduğunu hatırlıyor ve şükrediyoruz. Ruhları aydınlığa hasretnice güzel insanın koparıldıkları yaşamlardan başka yerlerdede mutlu olabileceklerini gösteren capcanlı bir hikâyeyiokuyacaksınız.”Defne Sarısoy“Bağdat-İstanbul-Dubai üçgeninde bir hayat…Leyla bir Arap kızıdır… Savaşın, çaresizliğin, acının,yoksulluğun daha 15’inde bir kızın ruhunda açtığı derinyaralar yetmezmiş gibi aile içinde yaşanan korkunç birtrajedi de üstüne gelir. Leyla’lar o kadar çok ki butopraklarda… Adları başka da olsa onun kaderini yaşadılar,yaşıyorlar. Ancak Leyla şanslıdır. Savaş muhabiri MürselAcay, ona Kerkük’te rastlar ve hikâyesini dinler. İnsanıduyarlılığıyla yardım eder ve sonra da şahane bir kitap yazar.İşte bu kitap Leyla’nın hikâyesi.”Fikret Eser