Tarih boyunca yer değiştirme ve yeni uzamları keşfetme deneyimini arzu eden insan, coğrafi deneyimler ile sınırlı kalmaz, yolculuğu, kültürel, toplumsal ve siyasal boyutlara sahip bir serüvene dönüştürür. Bu bağlamda seyahat, yalnızca dış dünyayı keşfetme edimi değil, aynı zamanda insanın iç dünyasına da açımlandığı bir deneyim olur. Batılı gezginlerin seyahatnamelerinin, oryantalist düşünce dizgesinin şekillenmesinde önemli bir işleve sahip olduğu bilinir. Farklı uzamlar ile tarihsel dönemler arasında bir diyalog oluşturan seyahatnamelerin, epistemik bir süreç yarattığı serimlenir. Bu çerçevede seyahatnameler, yalnızca yazınsal bir tür değil, tarihin saklı bir tanığı olarak inceleme nesnesi haline gelirler.