Bu dizeler, yetmiş beş yıllık bir ömrün içinde; dağın başından yeryüzüne çıkan ve nereye gittiğini bilmeden akıp giden bir pınarın, ummana giderken kıyılara bıraktığı damlacıklar ile yaşanmışlıkların duygularından sızan esintilerdir.“Gereksiz konuşma, gereksize konuşma, gerekli ise susma...” (LaL) düsturu ile sürdürülmeye çalışılan bir yaşamdan kaynaklanan bu dizelere şiir demek, gerçek şairlerin dizelerine haksızlık olabilir.Bu yüzden “Duyguların Dili” ifadesi tam bana göre. “Esintiler” ise iç dünyadan dış dünyaya kaçışların ifadesi olarak değerlendirilmelidir.