Ticari hayatta sermaye şirketlerinin sunduğu "sınırlı sorumluluk" zırhı, söz konusu devletin amme alacakları olduğunda çoğu zaman aşılmaz bir duvar değildir. Kamu hizmetlerinin finansmanını güvence altına alma refleksi, şirket tüzel kişiliğinin aşılarak ortakların, yöneticilerin ve kanuni temsilcilerin şahsi malvarlıklarına yönelinmesine kapı aralamaktadır. Ancak idarenin geniş tahsil yetkisi ile bireyin hukuki güvenliği arasındaki bu hassas sınır, uygulamada sıklıkla bulanıklaşmaktadır.
Çalışma, amme alacaklarının tahsilinde asıl borçlu ile sorumlu kişi arasındaki o ince çizgiyi yargısal içtihatlar ve akademik görüşler ışığında yeniden çizmektedir. VUK m. 10, 6183 sayılı Kanun m. 35 ile mükerrer m. 35 ve 5510 sayılı Kanun m. 88 ekseninde şekillenen, çoğu kez birbirine karıştırılarak usulsüz takiplere yol açan sorumluluk rejimleri; eserde sistematik bir bütünlük içinde ayrıştırılmıştır.
Sadece bir mevzuat derlemesi olmayan bu eser; "şirketten tahsil edilememe" olgusunun ispatı, pay devrinin zaman içindeki etkileri, kusur bağlamı ve rücu mekanizmaları gibi en kritik uyuşmazlık alanlarına derinlemesine bir bakış sunmaktadır. "Kim, hangi sıfatla ve ne ölçüde sorumludur?" sorusuna yalnızca teorik değil, bilhassa ödeme emrine karşı savunma yolları bağlamında stratejik yanıtlar veren bu kitap; avukatlara, mali müşavirlere ve tüm uygulayıcılara güvenilir bir referans kaynağı olmayı amaçlamaktadır.