Küresel ölçekte giderek artan göç hareketleri, uluslararası koruma meselesini çağımızın en önemli hukuki ve insani sorunlarından biri hâline getirmiştir. Göç ve uluslararası koruma olgusu, yalnızca yabancılar hukukuna ilişkin teknik bir alan olmayıp; aynı zamanda insan hakları hukuku, idare hukuku, anayasa hukuku ve uluslararası hukukun kesişim noktasında yer alan çok boyutlu bir konudur. Bu düşünceden hareketle çalışmada uluslararası koruma statüsü idare hukuku perspektifinden ele alınarak; göç yönetiminde idarenin görev ve yetkileri ile hukuk devleti ilkesi gereğince yargısal denetim konusu ele alınmıştır. Coğrafi konumu ve tarihsel sorumluluğu gereği hareketliliğin merkezinde yer alan Türkiye, son yıllarda göç ve uluslararası koruma alanında önemli bir kurumsal ve hukuki dönüşüm gerçekleştirmiştir.
Çalışmada, uluslararası koruma statüsünün (mülteci ve sığınmacı kavramlarının) tarihsel gelişimi, Türkiye'de 6458 sayılı Kanun ile kurulan yeni idari yapı, Göç İdaresi Başkanlığının işlevi, idari gözetim ve sınır dışı süreçleri ile idari yargı, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi denetimi konuları incelenmiştir. Uluslararası korumaya ilişkin düzenlemelerin, güvenlik kaygıları ile insan haysiyet ve onuru arasında adil bir denge kuran, çağdaş ve hak temelli bir anlayışla sürekli geliştirilmesi gereken, dinamik ve hassas bir alan olduğu söylenebilecektir.