Osmanlı İmparatorluğunun “en uzun yüzyılı” 19. asır; içeride isyan, ayrılıkçı hareketler, reform teşebbüsleri ve iktisadi zorluklara sahne olurken hariçte ise uluslararası dengeler değişmekte ve nüfuz sahaları büyük güçlerin arasında el değiştirmekteydi. Bunun en somut gözlemlenebileceği yerlerin başında da Yunanistan ve Yunan toplumu gelmekteydi. Bu uzun asrın ilk çeyreğinde patlak veren Yunan İsyanı; Avrupa cemiyetinin oldukça farklı kesimlerinden destek bulmuş, zamanın romantik akımları pek çok Avrupalıyı tarafı olmadıkları bir çatışmada gönüllü lejyonlara sürüklemişti. Rusya İmparatorluğunun Yunan asıllı Hariciye Bakanı Yannis Kapodistrias, vazifesinden istifade ederek isyana katılmış ardından da kurulan yeni hükümetin riyasetini üstlenmişti. Ancak aynı asrın son çeyreğinde Filiki Eterya’nın yerini Etniki Eterya; Rusya’nın yerini İngiltere almıştı. Arkeoloji cemiyetleri ve şefkat hemşireleriyle Yunanistan’ı İngiliz istihbaratı, arka bahçesine dönüştürmüştü. Bu dönüşümlerin farkında ve gözlemcisi olan bir savaş muhabiri olarak her iki tarafın başkentinde ve cephe hattında bulunan Vladimir Şuf, Türk tarafının vakur duruşunu, Avrupa cemiyetinin Türkofobisini ve Yunan siyasetinin kronik ciddiyetsizliğini tüm açıklığıyla okurlarına sunuyor.