Bazı günler, bazı geceler, bazı düşünceler… Hiçbir yere oturmaz. Ne yaşanmış gibi gelir ne de yalnızca hayal ürünü. Bir yere, bir zamana, bir kişiye ait değilmiş gibi. Tuhaf gelir.Bu kitapta yer alan metinler, böyle tuhaf zamanların, düşüncelerin ve anımsamaların izlerini taşır. Ne tam anlamıyla öykü, ne tamamen deneme, ne de yalnızca iç dökümü sayılabilirler. Her biri, yaşamın içinde fark edilmeden birikmiş kırıntıların, içe dönük bir anlatımla yeniden düşünülmesidir.Kimi zaman sisli bir gece yürüyüşünde, kimi zaman çocuklukta bir pencere kenarında ya da bir gözaltı hücresinin sessizliğinde insan kendini, dünyayı ve varoluşu sorgular. Bu sorgulamalar bir biçime girmeye çalışırken daima fazlalıklar üretir, taşar, bükülür, eğrilir. İşte bu kitap, o taşmaların, o bükülmelerin ve o tuhaf anlatıların toplamıdır.Her anlatı, kendine ait bir yalnızlığı ve arayışı içeriyor. Zaman, ölüm, aidiyet, umut, kaybolmuşluk ve bazen de sadece bir pencerenin ardındaki sessizlik… Her biri bir başka “tuhaflık!” Belki siz de bu satırlarda kendi tuhaflıklarınıza rastlarsınız.Çünkü bazen en gerçek şey, en tuhaf olan şeydir.