Bir ülkenin kaderi bazen görünmeyen insanların omuzlarında taşınır.Muhaberat, savaşın gölgesinde, sınırların ötesinde ve yeraltındaki karanlık zindanlarda geçen bir istihbarathikâyesi… Sıradan bir nakliyecinin kimliğine bürünen bir adam, rejimin kalbine sızarken; gölgelerin arasınayürüyen başka bir göz de onu izlemektedir. Şam, Ankara ve Londra hattında ilerleyen bu sessiz satrançta her hamleölümcül, her bakış şüphelidir.Sarayın yeraltı tünellerinden El-Muhaberat zindanlarına uzanan bu roman, sadece bir casusluk hikâyesi anlatmaz;sadakati, fedakârlığı ve görünmeyen kahramanların yükünü sorgular. Fısıltıların bile bilgiye dönüştüğü bir dünyada,hakikat bazen tek bir harfin içinde saklıdır.Gerçek olaylardan esinlenen Muhaberat, okuru savaşın soğuk yüzüyle ve devletlerin gölgede kalan kararlarıylayüzleştirirken şu soruyu sorar: Doğru tarafta olmak, her zaman hayatta kalmaya yeter mi?