“En tehlikeli yolculuktur içe yapılan! Orada kaybolmamak adına aranır durursun, karanlıklar çözer, korkarsın. Görebildiğin en cılız aydınlığa sığınırsın, o cılız ışık bile gözünü kamaştırır. Sonra yaralar görürsün, kanayacağından korkar dokunamazsın, çekersin elini hemen. Zamanın iyileştirdiği yaraların izini görürsün, dönersin sonra, bakarsın hiç iyileşmeyene, öylece durana. Acıtır bu bakış seni. Bu tür yaraların herkeste olduğunu düşünürsün. Kimisi sır gibi gizler, göstermek istemez, kimisi de bulduğu en küçük mutluluğun ardına saklamaya çalışır.”Recep Kadak, Meçhul Sırdaşım’da, yaşamın insanın omzuna yüklediği ağırlıklar ve önüne çektiği setlerin; insanın iç dünyasında yarattığı karmaşayı, travmayı en etkili şekilde görünür kılmaya çalışmış. Meçhul Sırdaşım, zaman ve uzamda hiçbir şeyin kaybolmayacağının kanıtı gibi.