'Olmaz masaldır bunun adı, söylemek ile çıkar tadı. Derelerden gelir sel gibi, tepelerden gelir yel gibi. Konup göçerek, lale sümbül biçerek. Vara vara vardım bir kahvenin peykesine, kırk kişi ile ahbap oldum. Ak sakal, kara sakal, çengelli sakal, hey oğlan bunlarda bir fısıltı var. İç merdiven, dış merdiven. Merdivenden çıktım yukarı, kırk kız oturmuş. O nazeninim kızlar, andıkça yürekler sızlar. Perdeyi kaldırdım bir kız oturmuş dedi ki bana "Behey oğlan, derlek, toplak, baldırı çıplak ne gezersin bu vefasız dünyada."
Bir kere masalın dili açıldı mı onun sözünü kesmeye kimsenin gücü yetmez. Cambazlar, değirmenciler, sihirli külahla dolaşanlar, leblebiciler, altın bülbüller, çil horoz yanında şahmaranlar, pamuk prensesler, hırsızlar, padişah çocukları; aklın ve hayalin şehirlerini kuşatır, olmazlar olur, dönmezler gelir, öksüz hakkını, sevdalı aşkını mutlaka bulur. Keloğlan ortak şuurun berraklığında bütün suları geçer, gülmeyeni güldürüp düşünmeyeni düşündürür. Mustafa Duman, yüzlerce yazma, binlerce araştırma ve onca yayın arasında gezerek ömrünün birikimini bu kez Keloğlan Masalları olarak sunuyor bize. Belki de ilk kez Keloğlan tam manasıyla gerçek zenginliğine kavuşuyor. Bu dil olduğu kadar kültür, hayal olduğu kadar sürprizler şenliği kaçırılmaz.
Kapak | Ciltsiz |
Sayfa Sayısı | 384 |
Yazar | Kolektif |