“Grabiński üst düzey bir öykü ustasıydı; Avrupalı çağdaşlarıyla boy ölçüşen, hatta yer yer onlarla aynı edebi zirveyi paylaşan bir kalemdi.” –Stanislaw Lem Stefan Grabiński, psikoloji ile metafiziği korku anlatısının merkezine yerleştiren, karanlık fantazi türünün en erken örneklerini kaleme almış yazarlardan biri. Öykülerinde insan zihni, içinde bulunduğu mekânla birlikte çözülür; duyular keskinleşir, algı güvenilmez hâle gelir. Güller Tepesinde, kapalı bahçeler, terk edilmiş evler ve tekinsiz iç mekânlar etrafında şekillenen öyküleri bir araya getiriyor. Güzelliğin yavaş yavaş bozulduğu, alışıldık olanın yabancılaştığı bu anlatılarda, mekânlar karakterlerin ruh hâllerini belirleyen etkin unsurlara dönüşüyor. Kokular, bakışlar ve sessizlik gibi ayrıntılar, olaylardan çok zihinsel gerilimleri ve içsel kırılmaları görünür kılıyor. Güller Tepesinde, insan algılarının sessizce aşındığı, karanlık bir öykü seçkisi. Çiçeklerin döküldüğü ağızdan şimdi kurtlar dökülüyor.