Gülersen Yengeçler Isırmaz- II, artık bir roman… Hayatlarının en sert krizlerine yakalanan ve yolları kesişen altı kadının ve erkeğin pencerelerinden görünenleri on iki tuvalde resmeden… Kadın, bazen bir çocuk hasretini haykırıyor. Selin gibi… Bazen onu, narsist bir zincirden ya da korku filmlerine taş çıkartacak bir tecavüzden, örtülü bir şiddetten kurtaracak kahramanını bekliyor. Filiz ve Kezban gibi… Bazen ise bir dua eşliğinde, sınır ötesi bir imkânsızlığın, doğmayacak bir çocuğun peşinde koşuyor. Fatma ve Hacer gibi… Adalet ararken, soğuk bir mahkeme dilinden aşkının hikâyesini döküveriyor, asıl kahramanın kendisi olduğunu düşünmeden. Güler gibi… Kadınlar korktuklarında en çok güvendiklerine tutunuyorlar. Kalplerine... Erkekler ise kriz yollarına yabancı… El yordamı ile ilerlerken kâh bir sevdaya tutuluyorlar kâh hayat ile hayal arasında savurulup duruyorlar. Plazada sıkışmış, kel Selin’e koşar mı, Aşil? Serkan, narsistik kırılmalarından uyanıp da Filiz’lendirebilir mi yıktığı yuvasını? Markus, Fatma’nın bir katre şefkati için canını vereceği Katrin’e kiralar mı tohumlarını? Mustafa, Kezban’ın öcünü alabilir mi meçhul düşmanlardan? İbrahim, içine doğduğu kozayı yırtıp Sara’nın putlarını yıkabilir mi? Civan, kaçak savaşının bedelini Güler’e ödemeye hazır mı? Altı atsız delikanlının yüzünden ve iyi ki ‘mercek’ kayıyor da ‘Delikanlı Ser’lerin pencerelerinden çok renkli bir örüntü önümüze açılıveriyor. Farklı filtreler kullanılarak fotoğrafı çekilen, yengeçlerin yani engellerin, yasların olduğu kadar kahkahaların ve aşkların da yer aldığı bu manzarayı, kelime oyunlarının zevkine vararak, yazara çağrıştırdığı müzikler eşliğinde seyredebilirsiniz. İyi Seyirler…