Granada… Endülüs medeniyetinin son kalesi. Şehir, İspanyol ordularının kuşatması altında her geçen gün biraz daha tükenirken, surların ardında yalnızca bir savaş değil; ihanet, iktidar mücadeleleri, korku ve vicdan hesaplaşmaları yaşanmaktadır. Sultanın en yakınındaki isimlerden biri olan Hasan Bin Ebü’l Abbas Osman Bin Ensari, çocukluğundan beri uğruna yaşadığı şehrin ve inandığı değerlerin kendi elleriyle nasıl yıkıma sürüklendiğine tanıklık eder. Bir yanda hocası Esad bin Cafer’in temsil ettiği ilim ve hikmet, diğer yanda sevdiği kadın Abigale’e duyduğu derin aşk vardır. Kuşatma ağırlaştıkça Hasan yalnızca düşmanla değil, dostluk, sadakat, ihanet ve vicdan arasında sıkışan kendi dünyasıyla da yüzleşmek zorunda kalır. GRANADA, Endülüs’ün son günlerini tarihî olayların ötesine taşıyan; bir medeniyetin çöküşünü, insanın hakikat arayışını, aşkı, dostluğu ve iktidarın insan ruhunda açtığı yaraları etkileyici bir anlatımla ele alan tarihî bir romandır. Her medeniyet önce insanın kalbinde yükselir, sonra yine insanın kalbinde yıkılır.