ER, ERden gayret için doğar. YOL ERi, YOLda gerektir. Lakin başkasının yaptığını yapmak ERlik değildir. ERlerin/Erenlerin ardı da önü de BİRdir. Doğruluk, iki cihanda da birdir. ER odur ki dura hem de durana vara, zira denizi duran bilir. Ameli [Edimi] eden bilir. Bal bal demek ile ağız bal olmaz. Balı tadan bilir. Domuz mücevheri ne bilir? Turnanın gördüğü bakla bitmez. ER oyunu, ÜÇe denktir. ER yaşlanır ama gönlü yaşlanmaz. ER ölse de TÖRE-YOL kalmaz. Göregelen, süregider. Yüzyıllardır Batı merkezli dezenformasyoncu ve inkârcı akademik literatür tarafından örtülen muazzam hakikat gün yüzüne çıkıyor. Antik Mısır, Hazar havzasındaki Atlantis’ten (Mangışlak Koyu’ndan) göç eden yerleşik ve uygar Ön Türkler, yani “Asil ÇİKler” tarafından kurulmuştur. En sarsıcı keşif, hiyerogliflerin Ön Türkçe tamgalar olması; Osiris’in gerçek imlasının “OĞUZ/OĞUZIR”, İsis’in “ĖSİ”, Horus’un ise “ORU/URU” biçimindeki Ön Türkçe onomastikler olduğunun anlaşılmasıdır. Felsefe tarihini derinden etkileyecek diğer bir bulgu ise Hermetik Külliyat içinde zikredilen “Üç Kez Yüce Hermes”in aslında Platon’un ta kendisi olduğudur. Platon, Hermetik eserlerini Agatodemon mahlasıyla Ön Türkçe olarak kaleme almış; öğrencileri Maneto (Asklepius), Aristoteles (Tat) ve I. Pitölemi (Kral Amon) ile kadim TÖRE YOLU’nun sırlarını paylaşmıştır. Hermes onomastiğinin aslı da Ön Türkçe “ER/ERİM”dir. ER/ERİM-TOD geleneği, tam anlamıyla insan (ER) olma ve inisiyasyon yolculuğunu ifade eder. Elinizdeki eser, sahte bilimsel tuzakları bozan yaklaşımıyla tarihi Ön Türk uygarlığı çerçevesinde yeniden yazıyor. Tarih, bu sayfalarda yeni bir yolculuğa başlıyor.