Nobel edebiyat ödülü sahibi John Galsworthy, 1867’de İngiltere’de doğdu. 1889’da Oxford’da Hukuk bölümünden mezun oldu. 1890’da baroya kabul edildi ancak bu mesleği sevmediği için ailesinin nakliye şirketinde çalıştı. Galsworthy’nin hukuk eğitimi eserlerinde büyük bir iz bırakmıştır. Bunun yansımaları 1897’de yayımlanan From the Four Winds adlı eserinde rahatlıkla izlenir. Galsworthy, 1917’de aday gösterildiği şövalyelik ünvanını, bir yazarın yalnızca yazdıklarıyla ünlü olması gerektiği düşüncesiyle reddetti. 1932’de Nobel Ödülü’nü kazandı ancak ödül törenine katılamayacak kadar hastaydı. Nobel Ödülü’nü kazandıktan kısa bir süre sonra, 31 Ocak 1933’te 65 yaşındayken beyin tümöründen ölen John Galsworthy, ödülle kazandığı tüm parayı birkaç arkadaşıyla birlikte kurduğu yazarlar derneği olan PEN International’a bağışladı. John Galsworthy’nin The Apple Tree adlı eseri, farklı sosyal sınıflar arasındaki çeşitli etkileşimlerin anlatıldığı kurgusal bir uzun öyküdür. Öykü 1916 yılında yazılmış ve ilk olarak 1918 yılında The Five Tales adlı bir derlemede yer almıştır. Birçok kez radyo tiyatrolarına da uyarlanıp yayınlanan bu öykü, ana karakteri Frank Ashurst’un istemsizce içine düştüğü benlik arayışında karşılaştığı insanlar ve olaylara karşı, içinde bulunduğu iç ve dış çatışmalarını, güzel yazılmış bir serüvenle birlikte okuyucuya aktarıyor. Tüm bunlara ek olarak, psikanalizin kurucusu dünyaca ünlü Avusturyalı nörolog Sigmund Freud, Uygarlığın Huzursuzluğu adlı eserinde bu kitap hakkında şunları söylüyor: “Bugün herkesin takdirini toplayan duyarlı İngiliz şairi J. Galsworthy’nin “The Apple-Tree” (Elma Ağacı) adlı küçük bir hikayesine eskiden beri değer vermişimdir. Bu eser, günümüz uygarlığındaki insan yaşamında, iki insanın basit, doğal sevgisine nasıl yer kalmamış olduğunu etkileyici bir tarzda anlatır.” -Sigmund Freud (Uygarlığın Huzursuzluğu, 63, Metis Yayınları) “Elma ağacı, şakıyan kuşlar ve parıltılar.” MURRAY’nin “Hippolytus of Euripides” çevirisinden.