Prof. Dr. Cenker Atila tarafından çevrilen ve Tıp Tarihçi Dr. Rana Babaç Çelebi’nin önsözü ile yayına hazırlanan Bergamalı ünlü hekim Galenos’un fizyoloji ve anatomi üzerine yazdığı “Doğal Yetiler Üzerine/De Naturalibus Facultatibus” Myrina Yayınları tarafından yayımlandı. “Bir damla kanın karaciğerde nasıl ‘can’ olduğunu, bir lokma ekmeğin nasıl kaslara güç verdiğini kim merak etmemiştir?” Tıbbın tarihi, işte bu merakın, “yaşam nasıl işler?” sorusuna verdiği bitmeyen yanıtların tarihidir. Galenos’un De naturalibus facultatibus (Doğal Yetiler Üzerine) adlı eseri ise bu uzun yolculuğun önemli duraklarından biridir. Galenos için insan bedeni, et ve kemikten bir kukla değil, doğanın sahneye koyduğu canlı bir tiyatrodur. Mide, yiyeceği çeken bir mıknatıs; karaciğer, kanı olgunlaştıran bir usta; damarlar, besini taşıyan nehirlerdir… Ona göre beslenmek, büyümek, şekil almak ve fazlalıkları atmak yalnızca biyolojik süreçler değildir; doğanın içinde işleyen birer physis, yani etkin doğa prensibidir. Bu yüzden De naturalibus facultatibus, sıradan bir anatomi kitabı değil, canlılığın görünmez motorunu (Yunanca dynamis, yani “güç” ya da “etkin yeti”) soruşturan metafizik bir tartışmadır. Tıpkı bir saatçinin çarkların ardındaki yay gücünü araması gibi, Galenos da organların ardındaki “doğal itici gücün” peşindedir. Üç kitap, adeta bir üç perde oyunu gibidir: Birinci kitap: Doğal yetilerin varlığını kanıtlar (teleoloji, deney, karşılaştırma). İkinci kitap: Sindirim sahnesini adım adım izler (çekim → tutma → dönüştürme → boşaltma). Üçüncü kitap: Üreme ve diğer organların aynı yetilerle nasıl işlediğini gösterir. Galenos’un her satırı gözlemle sezginin, deneyle düşüncenin dansıdır. Galenos söz konusu kuvvetleri yalnızca fizyolojiyi değil, dönemin ruh-madde ilişkisini de kavramsal olarak açıklamak için kullanır. Bir yönüyle bu kitap, modern fizyolojinin erken bir öncüsü; bir diğer yönüyle Aristoteles’in entelecheia öğretisinin tıp alanındaki yansımasıdır. Bugün bu metni okurken, Galenos’un cümlelerinde yalnızca Antik Çağ’ın tıbbî bilgisini değil, doğayı anlamaya çalışan özel bir bilincin izlerini de buluruz. Galenos’un “doğal kuvvet/yeti” dediği şey, bugün “homeostaz” dediğimiz o sessiz mucizenin ilksel anlatısıdır: Vücudun, ateş gibi yansa da serin kalan, açken bile enerji üreten o görünmez denge mekanizması... Galenos, 20. yüzyılın laboratuvarlarında ölçülecek olanı, 2. yüzyılın gözlem odasında sezmiştir.Bu çeviri, Galenos’un 1800 yıl önceki “Bedenimiz, doğanın bir parçasıysa, hekimlik neden yalnızca ‘hastalıkla savaş’ olsun?” sorusunu bugüne taşırken; tıbbın, doğanın ritmiyle dans etmek olduğunu, iyileştirmenin, uyum kurmak olduğunu bize yeniden hatırlatır. Çünkü doğa, hâlâ en büyük hekimdir. (Galenos)