akınlığın bir bedel, mesafenin ise temel kural hâline geldiği bir çağda yaşıyoruz. Şehirlerimiz kalabalık, meydanlarımız dolu, ekranlarımız sürekli açık; fakat insanlar tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar yalnız, kaygılı ve birbirine yabancı. Yalnızlık bireyi hapseden bir norm hâline gelmiş durumda.İşte bu sarsıcı çelişkiyi, “Dirsek Toplumu” metaforuyla masaya yatıran Celalettin Vatandaş; modernliğin bireyci mantığını, neoliberalizmin amansız rekabet düzenini ve dijital çağın yalnızlaştırıcı iklimini mercek altına alıyor. Geçmişin yük paylaşan, güven ve aidiyet üreten omuz verme kültüründen; bugünün alan açmak için yanındakini geri iten, temkinli ve hesapçı dirsek zihniyetine geçişimizin sarsıcı bir bilançosunu çıkarıyor.Dirsek Toplumu, yalnızca sosyolojik bir teşhis ve kuramsal bir kavramsallaştırma değil; aynı zamanda modern insanın kaybettiği omuzdaşlığı, vicdanı, sahici yakınlığı ve toplumsal hafızayı yeniden aramaya yönelik güçlü bir davet.