Cadıköy’de sır saklamak imkânsızdır. El yapımı uçan süpürgenin kadim sırrı dışında! Cadı Kılçık, dokuz yaşına geldiğinde ailesinin tüm itirazlarına kulak tıkayarak o pahalı, simli, göz kamaştıran süpürgeyi alır. İlk günlerde göz kamaştıran, simli süpürgesiyle herkes onu konuşur. Ama zaman geçtikçe parıltı azalır, alkışlar diner. Süpürge artık eskisi kadar büyüleyici değildir. Yeni bir süpürge almak ise mümkün değildir. O an karar verir: “Madem yenisini alamıyorum, o zaman kendi süpürgemi kendim yaparım!” Ama bu, o kadar da kolay olmayacaktır: Çalışmak, denemek, düşmek, yeniden kalkmak gerekir. Üstelik dostluk, rekabet ve kıskançlık da işin içine girince işler iyice karışır… Tüketim çılgınlığının geçici büyüsüne kahkahalı bir gönderme yapan bu fantastik gençlik romanı; üretmenin, emek vermenin ve kendi gücünü keşfetmenin hikâyesini anlatıyor. Çünkü gerçek sihir vitrinde değil, kalbinizde saklıdır.