Bugün Avrupa Birliği olarak anılan uluslarüstü kuruluş, II. Dünya Savaşı'nı izleyen 50'li yıllarda Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu olarak kurulmuş ve Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu ile kapsamı genişletilmişti. Kurucu antlaşmalar, genel olarak düzenlemeyi amaçladıkları sektörler dışında hükümler içermiyordu. Antlaşmalarla tam bir hukuk sistemi kurulmadığı için süreç içinde ortaya çıkan hukuki sorunlara uygulanacak kural bulunmadığından, Avrupa Birliği Adalet Divan önüne gelen davalarda ortaya çıkan hukuki boşlukların, üye devletlerin hukuk sistemlerinde ortak olan anayasal geleneklerden ve uluslararası hukuktan esinlenerek, hukukun genel ilkeleriyle ile doldurulması gerekmiştir. Temel haklar da hukukun genel ilkelerinin bir parçası olarak AB hukuk düzenine yerleştirilmiştir. Süreç içerisinde, üye devletlerin hukuk sistemlerinden türetilen hukukun genel ilkeleri, AB hukukunun genel ilkeleri olarak AB hukuk düzeni içinde adeta bir passe-partout anahtarı gibi birbirinden farklı işlevler yerine getirmeye ve etkiler doğurmaya başlamıştır.
Kitap; Avrupa Birliği hukukunun genel ilkelerinin kuramsal çerçevesini, bu ilkelerin üye devlet hukuk düzenlerinde yer alan genel ilkelerle olan normatif ve işlevsel ilişkisini, kural–ilke ayrımını ve genel ilkelerin AB hukuk kaynakları hiyerarşisindeki konumunu sistematik biçimde incelemektedir. Antlaşmalarda yer alan genel ilkelere ilişkin normatif temellere de yer verilmektedir. Kitapta ayrıca, AB hukukun genel ilkelerinin, AB hukuk düzeni içerisindeki işlevleri ve etkileri Avrupa Birliği Adalet Divanı kararları ışığında ele alınmaktadır.