Yetmişlerin sonu… Henüz telefonların nadir bulunduğu, televizyonun siyah-beyaz kaldığı, ama komşuluk bağlarının çok renkli olduğu, alım gücünün az olduğu, imkânsızlıklar içinde insanların çok mutlu olduğu, hayatın ritminin yavaş, daha sade ve insana dokunan bir hızda aktığı bir dönemden meslek aşkıyla evinden kilometrelerce uzak bir köydeki ilk öğretmenlik yıllarının bir özeti. Çok genç yaşta ailesinden uzakta titreyen bir sesle başlayan dersler, yokluğun içindeki minik yüreklerin sıcacık gülüşleri… Bu sadece bir anı kitabı değil, zorluklarla örülmüş bir coğrafyada, mutlu olmayı başarabilmiş idealist bir öğretmenin hikâyeleridir. Okuyucuyu hem nostaljik geçmişe hem de gülümseme eşliğinde umut dolu macerasına davet ediyor.